Sunday, June 3, 2007

MEVSİM DEĞİŞİMİ

Elimde taze sonlar
Yeni bitmiş başlar var
Tüm toprağımı döküyorum
Yeniden dikiliyorum
Saksımı değiştirmeye karar verdim
Şimdi yeni bir mevsim
Ben yeni bir bahar
Taze bir yağmur
Yepyeni bir güneşin peşindeyim
Yavaşça uzatıyorum taç yapraklarımı
Parmaklarımın ucunda
Çiğ taneleri
Bekliyorum
Yeni baştan çiçek açacağım mevsimi
Çok tomurcuğumu kaybettim
Çok istilaya uğradı köklerim
Yapraklarım
Çiceklerim
Vazgeçmek istediğim çok oldu
Ama
Vazgeçemedim
Şimdi köklerimi daha derine saldım
Kırdım bütün çürük dallarımı
Çiçek açıyorum yeniden
Herkese ve her şeye inat
Şimdi gelin görün beni
Uzun zamandır
İlk defa bu kadar kendimim
Hissediyorum yaklaşıyor
Yeniden meyve vermeye başlayacağım mevsim

3.Haziran.2007
Pazar 12:41

Tuesday, April 24, 2007

Kararında Kararlar Karalanır

Hep en meşgulken seç derler
Hep iki elin kandayken gel
En yorgunken kovalanırsın
En güçlüyken düşersin
Karar ver derler
İki yakan bir araya gelmezken
Eline tutuştururlar
Boyun bağlarını
Seç derler
Birbirinden bozuk yolları
Ayakkabısız koştururlar insanı
Aç susuzken oruç tutmaya
Mecbur ederler
Göremezken soruları
Cevapları isterler
İmdat dersin
Elleri ağzındayken
Kollarını tutarken sıkı sıkı
Vur derler
Sen kanarsın litrelerce
Onlar iliğini isterler

Thursday, April 12, 2007

DAHA


Zaaflarım var herkes gibi
Güzel şeylere
Parlak objelere
Pembe hayallere


Korkularım var
Çekincelerim
Elimi ayağımı bağlayıp
Beni harekete geçmekten alıkoyan


Arzularım var
Herkes kadar
Ne eksik ne fazla
Ama onlara esir değilim daha


Daha yapmam gerekenler var
Aşmam gereken engeller
Yürümem gereken yollar
Geçmem gereken nehirler var


Bir çok yol gösterenim var
Birden çok düşmanım
Üstelik bir kısmı
Dost kılığında


Herkesinin sandığının aksine
Benim de bir bildiğim var
Her şey sırayla
Onlara ise sıra gelmedi daha...

Thursday, January 11, 2007

Manasız Savaşımlar

Bir ZERRE şeker
Oda dolusu BİBER
AZI da aynı çoğu da
Der gibi bir halin VAR

KALPSİZ mental retardeler
Kevgire dönen HAYALETLER
YARA sanılan sıyrıklar
Acaba hiç şöyle esaslıca KANADIN MI?

AMAÇSIZ seferler
Zafer kılığında ATEŞKESLER
KAZANAN da kaybeden kadar
Yenik değil mi ZATEN?

İKİLEMLER içindeyken
Ayrılmak kadar KALMANIN
AĞLAMAK denli akıllanmanın
Da bir anlamı olmalı YALAN MI?

UĞRUNDA yitirilirken öz
Her ne olursa olsun SAVAŞILAN
SEBEP sonuçtan sence
Gerçekten daha mı ÖNEMLİ?

OMUZUNDAN geriye
Dönüp her BAKTIĞINDA
PİŞMANLIK kıracaksa belini
İleriye yürümenin bir anlamı KALIR MI?

Saturday, January 6, 2007

Kemikler


Kemiklerin canı var mı
Hayır yok
O zaman acısın kemikler
Acısınlar
Kırılan herşey kadar


Dilin kemiği var mı
Hayır yok
O zaman kırılsın diller
Kırılabilirlerse
Kalp kırdıkları kadar


Gözlerin dili var mı
Hayır yok
O zaman sussun gözler
Sussunlar
Konuştukları kadar


Sözlerin gerisi var mı
Hayır yok
O zaman unutulsun sözler
Unutulsunlar
Yitip giden zaman kadar


Zamanın geri dönüşü var mı
Hayır yok
O zaman zaman da yok
Zamanım da yok
Harcayacak kadar

Monday, December 25, 2006

Duvar



Bir yer arıyorum
sağlam katı taştan
kayalık hatta
depreme dayanıklı

bir harç arıyorum
biraz tuğla biraz kaya
herşeyibirbirineyapıştırıpbağlıtutacak

bir an arıyorum
bir saniye
bir saat
bir gün
bir ay
bir yıl
biraz
zamana ihtiyacım var

bir sessizlik anı boyunca
yaralarımı
sarmak
her an
onları bu kadar
hissetmemek
istiyorum

biraz temiz bez
biraz kaynar su
biraz batticon
ve
bir el
pansumanımı yapacak
fazla soru
sormadan

biraz sabır istiyorum
az biraz sevgi
affedilmek istiyorum
ve affedebilmek

unutmak istiyorum
olan biten herşeyi...

bir anda
bambaşka
bir noktadan
taptaze
yepyeni
pırıl pırıl
baştan başlamak
istiyorum

ve ben
yeniden yaralanmamak için
yara almamak için
yara vermemek için
duvarlarımı
geri istiyorum

duvarlarımı...

Thursday, December 21, 2006

Karanlık

Ne derler bilirsiniz, en karanlık an şafak sökmeden hemen önceki andır.

Ne büyük yanılgı!

En karanlık an dünyanın karşı tarafında güneşin en parlak olduğunu bildiğiniz andır.

Siz burnunuzun ucunu göremezken,başkalarının ışığın parlaklığının gözlerini kamaştırmasından şikayet ettikleri andır.

En karanlık an, gecenin bir yarısında uyanıp, gözlerinizi tavana dikmiş, şafağın daha sökmesine saatler olduğunu ve sizin sabaha kadar bir daha uykuya dalamayacağınızı bildiğiniz andır.

Bence esas korkulacak an işte tam bu andır ama korkulacak olan KARANLIK değil , ŞAFAĞIN bu kadar UZAK OLMASIDIR!